IJHE Üye Girişi Uluslararası Beşeri Bilimler ve Eğitim Dergisi Üye Girişi

KullanıcıAdı: Parola : Şifremi Unuttum Şifremi Unuttum

Makale Detayı


Başlık: Geleneksel ve Modern Kıskacında Annelik: 19. Yüzyıl Türk Romanında Aile Dinamiklerinin Anne Aleyhine Dönüşümü
Title: Motherhood Under The Pressure of Traditional and Modern: The Transformation of Family Dynamics Against Mother in the 19th Century Turkish Novels
Yazar(lar) : Zehra KAPLAN
Kategori : Beşeri Bilimler
Türü : Telif
Baskı : Cilt/Volume:4 Sayı/Issue:8 (Özel Sayı)
Sayfa : 131-148



Özet

Tanzimat’la başlayan yenileşme hareketleri, Osmanlı’da pek çok toplumsal değerin dönüşümünü beraberinde getirir. Bu dönüşümün etkilediği unsurların başında geleneğin taşıyıcısı olan ‘aile’ gelir. Osmanlı modernleşmesinin kadın üzerinden okunması, kadının aile içindeki rolleriyle öne çıkarılması bağlamında 19. yüzyıl Türk romanında aileyi başat konulardan biri yaparken, anneliğin özellikle ‘eğitim’ meselesi üzerinden baskılanması sonucunu yaratır. Kadına yüklenen en önemli sorumluluk, annelik ve çocuk yetiştirmektir. Kadının bu kutsal sorumlulukları lâyıkıyla yerine getirip getiremediği dönemin üzerinde en çok tartışılan meselelerindendir. Otoriter ‘baba’ figürü dolayısıyla geri planda bırakılan anne, diğer yandan gelenekselin kıskacında dadıların, çocuğun eğitiminde yetersiz görülmesi dolayısıyla ise modernin kıskacında yabancı hocaların baskın rolüyle karşı karşıya kalır. Bu çerçevede ilk Türk romanı olarak kabul ettiğimiz Taaşşuk-ı Tal’at ve Fitnat (1872) babanın yokluğunda onun otoriter rolünü üstlenemeyen anne modelinin bu gücü dadıya bırakışını örnekler. Araba Sevdası (1876) ve Bahtiyarlık (1885) romanlarında ise modernleşme kaygısının bir sonucu olan yabancı hocaların anne-çocuk ilişkisinde annelerin çok daha önüne geçtiği görülür. Üstelik Recaizâde Mahmut Ekrem’in romanında anne, pek çok sorumluluğu yardımcılarla bilhassa da dadıyla paylaşması dolayısıyla oğluyla oldukça mesafeli bir ilişkiye sahiptir. Sonuç olarak annelik, hem geleneksel hem de modernin kıskacında baskılanmaktadır. Her hâlükârda anneliğin geri plana sevk edildiği, annenin yerini dolduran birilerinin olduğu görülür. Söz konusu romanlardaki anne motiflerinin edilgenliği, otoritesizliği dikkat çeker. Neticede anne olmanın ötesinde kadın, roman kurgusu içinde önemli öteki olarak resmedilmeye devam eder. Osmanlı toplumunda annelik, bireysel olanla toplumsal olanın iç içe geçtiği önemli sosyolojik yansımalar taşıyan bir olgudur. Bu çalışmada sözü edilen romanlardaki anne-çocuk-dadı-yabancı hoca karakterleri üzerinden Tanzimat’la başlayan yenileşme hareketlerinin somut edebî ürünleri olan 19. yüzyıl Türk romanında annenin konumunu sosyolojik çıkarımlarla sorgulamak hedeflenmektedir.

Anahtar Kelimeler: 19. Yüzyıl Türk Romanı, Aile, Annelik, Dadılar, Yabancı Hocalar.

Abstract

Innovation movements which started with the Tanzimat period bring about the transformation of many social values in the Ottoman Empire. ‘Family’, the carrier of tradition to future, is in the lead of factors affected by this transformation. The evaluation of Ottoman modernization through women, while making family one of the dominant topics in the 19th century Turkish novel, also causes pressure on motherhood over the issue of ‘education’. The most important responsibility laid a burden on women is to raise children and motherhood. Whether women duly perform these divine duties is the most controversial issues over the period. The mother who is left behind by the figure of the authoritarian ‘father’, on the other hand is under pressure of nannies traditionally and the dominant role of foreign teachers by the reason of inadequate education. Taaşşuk-ı Tal’at and Fitnat (1872), which we have accepted as the first Turkish novel, illustrates the fact that the mother model, which can not assume its authoritarian role in the absence of the father and gives this power to nanny. In the novels of Araba Sevdası (1876) and Bahtiyarlık (1885), it is seen that foreign teachers, who are a result of the anxiety of modernization, are far ahead of their mothers in mother-child relationship. Moreover, in the novel of Recaizâde Mahmut Ekrem, the mother has a very distant relationship with her son because she shares many responsibilities with the helpers, especially with the nanny. As a result, motherhood is suppressed both by the traditional and the modern. In any case, it seems that motherhood remains in the background and there is someone who is filling mother’s place. The passivity and the lack of authority of the mother motives in the novels attract attention. As a result, women beyond being a mother, continue to be portrayed as significant others in the novel fiction. Motherhood in Ottoman society is an important sociological reflection that the individual and the social are intertwined. It is aimed to question the position of the mother through mother-child-nanny-foreign teacher characters in the mentioned novels with sociological implications in the 19th century Turkish novel, which is concrete literary products of the reform movements that started with Tanzimat.

Keywords : 19th Century Turkish Novel, Family, Motherhood, Nannies, Foreign Teachers.

© 2015 International Journal of Humanities and Education
Tasarım G2